Öğrenmenin Dönüştürücü Gücü: Bir Gül Böreği Üzerinden Eğitim Yolculuğu
Bir eğitimci için öğrenme yalnızca bilgi edinme değil, aynı zamanda yaşamın anlamını yeniden inşa etme sürecidir. Tıpkı peynirli gül böreği yaparken kat kat açılan yufkalar gibi, insan zihni de her yeni deneyimle katman kazanır. Öğrenci, bir tarifi öğrenirken aslında yalnızca yemek yapmayı değil, sabrı, dikkati, estetiği ve paylaşmayı da öğrenir. İşte bu yüzden, bir börek tarifi bile pedagojik bir derse dönüşebilir.
Peki, peynirli gül böreği kaç derecede pişer? Bu basit soru, hem mutfakta hem sınıfta öğrenme sürecinin nasıl şekillendiğini anlamak için güzel bir başlangıçtır.
Öğrenme Süreci Bir Hamur Gibidir
Eğitim kuramcılarından John Dewey öğrenmeyi “deneyimle yeniden yapılanma” olarak tanımlar. Bir öğrenci hamur yoğurmayı öğrenirken, aslında deneyim yoluyla bir kavramı somutlaştırır. Aynı şekilde, bir öğretmen de öğrenme ortamını tıpkı bir fırın gibi doğru ısıda tutmalıdır. Çok sıcak olursa yanar, çok soğuk olursa pişmez.
Bu noktada sorunun cevabı da eğitimsel bir benzetmeyle gelir: Peynirli gül böreği 180 derecede, önceden ısıtılmış fırında yaklaşık 30-35 dakika pişirilmelidir. Ama mesele yalnızca sıcaklıkta değil; tıpkı öğrenmede olduğu gibi, sabır, zamanlama ve denge de gereklidir.
Yaparak Öğrenmenin Pedagojik Önemi
Bir öğrenciye “börek nasıl yapılır?” derseniz, bunu sadece okumakla öğrenemez. Yaparak öğrenme (experiential learning) yaklaşımına göre bilgi, uygulama sürecinde kalıcı hale gelir.
Gül böreği yaparken birey; gözlem yapar, karar verir, sonuç çıkarır. Bu süreç Kurt Lewin’in öğrenme döngüsünü akla getirir: Deneyimleme, gözlemleme, kavramsallaştırma ve uygulama.
Tıpkı öğrencilerin bir problemi çözme sürecinde olduğu gibi, börek yapımında da her aşama bir öğrenme halkasıdır:
– Hamuru yufkaya dönüştürmek = Temel bilgiyi anlamlandırmak
– İç harcı hazırlamak = Bilgiyi yeni bağlamda uygulamak
– Gül şeklini vermek = Öğrenmeyi yaratıcı biçimde yeniden yapılandırmak
– Fırına vermek = Değerlendirme ve sabır
Sonunda fırından çıkan börek, öğrenmenin somut bir ürünü haline gelir. Her ısırık, emekle şekillenen bir bilginin lezzetidir.
Fırın Isısı ve Öğrenme Ortamı Arasındaki Bağ
180 derece sadece böreğin pişme derecesi değil, aynı zamanda öğrenme ortamının ideal sıcaklığı gibidir. Fazla baskıcı bir eğitim yaklaşımı “yakıcı” olur; çok gevşek bir ortam ise öğrenciyi “ham” bırakır.
Öğretmen burada bir fırın ustası gibidir. Öğrencinin potansiyelini fark eder, ne kadar “pişmeye” ihtiyacı olduğunu bilir. Her birey farklı bir öğrenme süresine, farklı bir ısıya ihtiyaç duyar. Bu farkındalık, bireyselleştirilmiş öğrenmenin temelidir.
Peki sen, kendi öğrenme sürecinde hangi “ısıda” daha iyi gelişiyorsun?
Toplumsal Öğrenme ve Paylaşmanın Gücü
Bir tepside pişen gül börekleri birbirine benzer, ama her biri ayrı bir el emeğidir. Sosyal öğrenme teorisi (Bandura) bize, bireylerin birbirinden gözlem yoluyla öğrendiğini söyler. Mutfakta anneyle, sınıfta arkadaşla, işyerinde meslektaşla öğrenmek…
Her gözlem, bir diğerinin davranışını dönüştürür. Börek yapmayı öğrenen bir çocuk, bir gün kendi öğrencisine sabırla öğretir. Bilgi böylece toplumsal bir aktarım zinciri haline gelir.
Bu bağlamda peynirli gül böreği yalnızca bir yemek değil, öğrenmenin kuşaklar arası aktarımına dair bir metafordur.
Öğrenmenin Tadını Almak
Eğitimde amaç sadece bilgiyi pişirmek değil, o bilginin “tadına varmak”tır. Peynirli gül böreğinin dışı çıtır, içi yumuşak olmalıdır. Aynı şekilde etkili bir öğrenme de bilgiyle duygunun dengesini yakalar.
Eğer öğrenci sadece ezberliyorsa, bilgi dışı sert ama içi boş bir kabuk haline gelir. Eğer sadece duygusal öğreniyorsa, yapı eksik kalır. Gerçek öğrenme, tıpkı iyi pişmiş bir börek gibi dengededir.
Peynirli gül böreği 180 derecede pişer ama öğrenme süreci her bireyde farklı “ısıda” olgunlaşır. Kimimiz deneme-yanılmayla, kimimiz gözlemle, kimimiz anlatmakla öğrenir. Eğitimcinin görevi, bu farklılıkları kabul ederek her öğrencinin kendi ısısını bulmasına rehberlik etmektir.
Kendine Soru Sor: Senin Öğrenme Fırının Kaç Derecede?
Öğrenme yolculuğun ne kadar sabırlı, ne kadar dikkatli?
Bilgiyi ne sıklıkla “fırına veriyor”, ne kadar bekliyorsun?
Yoksa bazı derslerin “henüz pişmeden” çıkmasını mı istiyorsun?
Unutma, öğrenme de börek gibi aceleye gelmez. Doğru sıcaklık, doğru zaman ve biraz sevgiyle; hem börek güzel olur, hem öğrenme kalıcı.